soru ve cevaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soru ve cevaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/16/2011

Muhiddin İbn Arabi

MUHYİDDİN-İ ARABİ


( Ispanya, 1165 - Sâm, 1240 )


Islam mütefekkir ve mutasavvifi 8 yasinda Isbiliye'ye (Sevilla) gelerek mükemmel ve üstü bir tahsil yapti. 29 yasinda Tunus'a geldi. Fas'ta yasadi. Tunus'tan, Misir'a, Filistin'e ve Hicaz'a gitti, hacc etti. 1204'te Konya'ya geldi ve Selcuklu Sultan I. Keyhüsrev tarafindan büyük saygiyla karsilandi. Müstakbel Sultan Keykavus'a hoca oldu. 1230'da Anadolu'yu birakarak Sam'a yerlesti. Orada 75 yasinda vefat etti. Türbesinin bugünkü seklini 1516'da Yavuz Sultan seilm yaptirdi.


Mâliki olan Muhyiddin-i Arâbi, vahdet-i vücud inancinin mutlak kurucusu ve savunucusu olarak Islam ve Türk tasvv

Sıffın Savaşı

SIFFIN SAVASI


Dördüncü Rasid Halife Hz. Ali (r.a) ile ona isyan eden Suriye valisi Muaviye b. Ebu Süfyan arasinda M. 657 yilinda, Firat'in sag kiyisina yakin Rakka'nin dogusunda bulunan Siffin'da yapilan savas.


Hz. Ali'nin Cemel vak'asinda karsi grubu yenmesinden sonra onun hilafetine muhalif olarak, Suriye bölgesini idare etmekte olan Muaviye ve taraftarlari kalmisti. Hz. Ali'ye isyan edenler, davalarinin, Hz. Osman (r.a)'in intikamini almak oldugunu iddia ediyorlardi. Öte taraftan Hz. Ali'yi, Osman (r.a)'i sehid edenleri korumak ve onlari cezalandirmamakla suçluyorlardi. Halbuki Hz. Ali (r.a), fitne ve kaynasmanin yatistirIlmasindan sonra suçlulari cezalandiracagini vadetmekteydi. Cemel vak'asindan sonra Kufe'ye yönelen Hz. Ali (r.a), Cerir b. Abdullah el-Bâcelî'yi Muaviye'ye göndererek, muhâcirlerin ve ensârin kendisine bey'at ettiklerini; onun da muhacirler ve ensâr gibi bey'at edip itâatini bildirmesini Istedi (Ibnul-Esîr, el-Kamilu't-Tarih, Beyrut 1979, III, 276). Muaviye, kendisine elçi olarak gelen Cerir b. Abdullah'i oyalayarak Amr b. el-As ile istIsarede bulundu. Amr ona, Ali (r.a)'dan, Osman (r.a)'in kanini Istemede israr etmesini, katilleri derhal cezalandirmayi reddettigi t

Ukbe Ibni Amir el-Cuhenî radiyallahu anh

UKBE ÎBN AMÎR el-CUHENÎ (r.a.)


Ukbe Ibni Âmir el-Cuhenî radiyallahu anh Kur'an-i Kerim'i güzel okuyan bir Kur'an hâfizi... Gecenin seher vakitlerinde kalkip Mevlâ ile konusurcasina husû ile Kur'an tilâvet eden bir âsik... Kendi el yazmasi Kur'an'i bulunan bir ilim eri...


O, Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Medine-i Münevvere'ye hicretinden sonra Islâm'la sereflendi. Müslüman olusunu kendisi söyle anlatiyor:


"Insanlardan uzak, çöllerde küçük sürülerimin pesinde hayatimi geçiriyordum. Mekke'de yeni dinin ve son Peygamberin geldigini daha sonra Medine'ye hicret edecegini duydum. Kisa bir zaman sonra da Medine'ye tesrif ettigi müjdesini aldim. Bütün Medine'li müslümanlarin sevinç haberleri geliyordu. Ben de sürülerimi birakip Medine'ye kostum. Huzuruna vardim ve: "Ya Ra

1/24/2011

Zeyd bin Harise

ZEYD B. HÂRISE


Zeyd b. Hârise b. Surâhîl el-Kelbî. Üsâme'nin babasi. Ashâbin ileri gelenlerinden olup, Resûlullah (s.a.s)'in en çok sevdigi arkadaslarindandir. Bu yüzden sahâbe arasinda "el-hubb" diye anilirdi.


Tam künyesi: Zeyd b. Hârise b. Surâhîl (Ibn Ishak'a göre, Surahbîl) b. Kâ'b b. Abdiluzza b. Imriülkays b. Âmir b. Abdivüdd b. Avf b. Kinâne b. Bekr b. Uzre b. Zeyd el-Lât b. Rufayde b. Sevr b. Kelb b. Vebre b. Taglib b. Hulvân b. Imrân b. Luhaf b. Kuzâa'dir (Ibn Hisâm, es-Sîretü'n Nebeviyye", I, 247; Ibn Sa'd, et-Tabakâtit'l-Kilbrâ, III, 40; Ibnü'l-Esîr, Üsdü'l-G

Zeyd bin Sabit

ZEYD B. SABÎT


Zeyd b. Sâbit b. ed-Dahhâk b. Zeyd b. Levzân b. Amr b. Abdi Avf (veya Abd b. Avf) b. Ganem b. Mâlik b. en-Neccâr el-Ensârî el-Hazrecî.


Peygamber (s.a.s.)'in ashabinin ileri gelenlerinden biridir. Ensâr'dan, Hazrec kabilesinin bir kolu olan Neccârogullari'na mensuptur. Annesi, en-Nevâr bint Mâlik b. Muâviye b. En-Neccâr'dir. Zeyd'in künyesi Ebû Hârice'dir, fakat, Ebû Saîd ve Ebû Abdi'r-Rahmân olarak da çagriliyordu (Ibnü'l-Esîr, Üsdü'l-Gâbe fi Ma'rifeti's-Sahâbe, II, 278,1970; Ibn Abdi'l-Berr, el-Istîâb fi Ma'rifeti'l-Ashâb, II, 537; el-Askalânî, el-Isâbe fi Temyizi's-Sahâbe, III, 22).


Zeyd, hicretten yaklasik onbir yil önce dünyaya gelmistir. Babasi Sabit, Buâs Günü öldürüldügü vakit Zeyd, henüz alti yaslarinda bir çocuktu. Resûlullah (s.a.s), Medine'ye geldigi zaman Zeyd, hâlâ çürük sayilabilecek bir yastaydi. Kaynaklar, O'nun bu sirada onbir yaslarinda oldugunu bildirmektedir. Nitekim Resûlullah (s.a.s), Bedir Savasin

Velid bin Velid

VELÎD BIN VELÎD


Velîd bin Velîd, meshûr Hâlid bin Velîd'in kardesiydi. Bedir gazâsinda müsriklerin safinda harbe katildi. Müsrikler bu harpte yenilince, onu Abdullah bin Cahs esir aldi. Medîne-i Münevvereye getirdi.


Kardeslerinden henüz müsrik olan Hâlid bin Velîd ile Hisâm bin Velîd, onu esâretten kurtarmak üzere Medîne'ye geldiler. Abdullah bin Cahs kurtulus akçesi verilmedikçe birakmak istemedi. Kardeslerinden Hâlid râzi olduysa da, baba bir annesi ayri kardesi Hisâm kabûl etmedi.


Zirh karsiligi anlastilar

Muaz bin Cebel

MUAZ B. CEBEL


Ensârin ileri gelenlerinden bir sahabi. Adi, Muaz b. Cebel b. Amr b. Evs el-Ensâri el-Hazrecî'dir. Künyesi, s"Ebu Abdurrahman"dir. On sekiz yasinda müslüman olmustur. Peygamber Efendimiz'le birlikte bütün savaslara katilmistir. Rasûlüllah (s.a.s) onu Muhâcirînden Abdullah b. Mes'ud ile kardes yapmisti. Muhammed b. Sa'd: "Muaz, uzun boylu, beyaz tenli, güzel disli, iri gözlü, çatik kasli ve kivircik saçliydi" diye tanimlamistir.


Hz. Peygamber kendisini çok seviyor ve zaman zaman: "Ey Muaz seni seviyorum" demek suretiyle bu sevgisini açiga vururdu. Ashab arasinda da, yüz güzelliginin yaninda, yumusak huylulugu, hayâsi, cömertligi ile taniniyordu. Onu Hz. Ömer de çok seviyordu. Muaz hakkinda söyle dedigi rivayet edilir: "Analar bir daha Muâz gibisini doguramaz. Eger Muâz olmasaydi Ömer helak olurdu. sayet Muaz benim hilafetim zam

Ebu Talha (r.a.)

EBU TALHA ZEYD ÎBN SEHL (r.a.)


Ebu Talha (r.a.) Medineli muslumanlar arasinda bag ve bahceye en cok sahib olandi. Mescid-i Nebevi'nin karsisinda Beyruha adli bir bahcesi vardi. Hurma agaclari, asma ve tatli suyu ile meshurdu. Efendimiz sik sik buraya ugrar, suyundan icerdi. Bu bahceyi Allah rizasi icin infak edip amcazadelerine bagisladi. O, bagis yapilacak yerde maliyla, savas meydanlarinda da caniyla comertti.


Ebu Talha radiyallahu anh Peygamber asigi bir genc... Gonlu cihad ruhuyla dolu bir yigit... Allah yolunda infakta maliyla, cihadda caniyla comertlik yapan bir kahraman...


Musluman olduktan sonra

12/15/2010

Ahir Zaman Alametleri

Risale-i Nur Külliyat’ında


Âhirzaman Alametleri ve Fitneleri


ÖNSÖZ. 1


GİRİŞ.. 2


FİTNENİN LÜGAT MÂNÂSI 2


ZAMANIMIZIN DEHŞETİ HAKKINDA İKAZLAR.. 6


BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN MAZHAR OLDUĞU HİZMET METODU 8


MÜSLÜMANLARA AŞILANAN HAYAT TARZI 9


GÜNAHLARA SEBEB OLACAK YAŞAYIŞTAN UZAK DURMANIN GEREĞİ 11


İSLÂM TARİHİNDE OLAN HÂDİSELERE NASIL BAKILMALI 11


FİTNE ZAMANINDAKİ CİHAD ŞEKLİ 13


SÜFYAN.. 14: (İSLÂM DECCALI) 14


HAZRETİ İSA ALEYHİSSELAM’IN DEVRESİ 15


DİNİNİ DÜNYAYA SATANLAR.. 16


BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNE YAPILAN ZÜLUMLERİN SEBEBİ 17


DECCAL. 20


HER İKİ DECCAL’İN BENZERLİKLERİ 20


İSLÂM, İSEVÎ BERABERLİĞİ VE ÖNEMİ 21


KIYAMET ALÂMETLERİ 22


HADÎS ÖLÇÜLERİ 22


DABBET-ÜL ARZ HAKKINDA. 24


TARİHİN BU EN DEHŞETLİ BELÂSININ BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ TARİHLERİ 25


KIYAMET ÖNCESİ SON DEVRE ALÂMETLERİ 26


ÂHİRZAMAN FİTNESİNİN İFSADATINA KARŞI ISLAHAT HAREKETİ HAKKINDA BİR TETİMME 27


NETİCE.. 30


KAYNAK ESERLER.. 30






ÖNSÖZ
Vicdanı tamamen tefessüh etmemiş herkesin dehşetini hissettiği bu felaketli devrelere Kur’an ve Hadis lisanında fitne denilir.


Hikmet-i Ezeliyenin iktizasıyla bizler insanlığın böyle bir devresinde dünya misafiri olmuşuz.


Bir müslümana düşen vazife, bu fitne-i âhirzamanı tanımak ve ona karşı tedbir almaktır.


Yoksa başını devekuşu gibi gaflet kumuna sokmak ve etrafında olan bitenlere hiç aldırmamak o ateşlere düşmek ve yanmak demektir.


Bu fitnelerin zuhuruna sebeb olan Gizli İfsad Komiteleri kimlerdir? Gerek şahs-ı manevi-i dalalet gerek dehşetli dinsiz şahıslar bilinmelidir ki, tedbir alınabilsin.

ALLAH’IN VARLIĞININ DELİLLERİ HER ŞEYDE AÇIKCA VAR

ALLAH’IN VARLIĞININ DELİLLERİ HER ŞEYDE AÇIKCA VAR


Felsefe şakirdleri ve millet-i küfriye ve nefs-i emmarenin en müdhiş dalaleti, Cenab-ı Hakk'ı tanımamaktadır. Hikâyede nasıl emin adam demişti: "Bir harf kâtibsiz olmaz, bir kanun hâkimsiz olmaz." Biz de deriz:


Nasılki bir kitab, bâhusus öyle bir kitab ki; her kelimesi içinde küçük kalemle bir kitab yazılmış, her harfi içinde ince kalem ile muntazam bir kaside yazılmış. Kâtibsiz olmak, son derece muhaldir. Öyle de şu kâinat nakkaşsız olmak, son derece muhal ender muhaldir. Zira bu kâinat öyle bir kitabdır ki, her sahifesi çok kitabları tazammun eder. Hattâ her kelimesi içinde bir kitab vardır. Her bir harfi içinde bir kaside vardır.


Yeryüzü bir sahifedir, ne kadar kitab içinde var. Bir ağaç bir kelimedir, ne kadar sahifesi vardır. Bir meyve bir harf; bir çekirdek, bir noktadır. O noktada koca bir ağacın proğramı, fihristesi var.

Gizli Komiteler

GİZLİ İFSAD KOMİTELERİ






TAKDİM.. 2


MASON KOMİTESİNİN GAYESİ 2


GİZLİ İFSAD KOMİTESİNİN ESAS İCRAAT DEVRESİ 3


GİZLİ DİNSİZ KOMİTELERİNİN EN AZGIN DEVRELERİ 5


DİNSİZLİK KARŞISINDA RİSALE-İ NUR. 6


GİZLİ KOMİTENİN TAKTİKLERİ 7


AFYON HAPSİ VE İSYAN PLÂNI 8


BEDİÜZZAMAN HAPİSTE ZEHİRLETİLDİ 9


NUR HİZMETİNİ SAPTIRMA PLÂNI 10


BAZI KİMSELERİN MASONLARA ÂLET OLMASI 12


ASAYİŞİ BOZAN İFSAD KOMİTESİDİR. 12


KOMÜNİSTLERLE MASONLARIN İŞBİRLİĞİ 14


GİZLİ-DERİN KOMİTELERİN İÇYÜZÜ. 15


VATANPERVER SİYASÎLERİN VAZİFESİ 16


SEFAHET VE AHLÂKSIZLIĞIN KAYNAĞI 17

Musibetlerin Hikmetleri

MUSİBETLERİN SEBEB VE HİKMETLERİ


GİRİŞ.. 2


İMANİ NOKTA-İ NAZAR İLE MUSİBETLER.. 3


ZAHİREN ÇİRKİN HADİSELERİN ALTINDAKİ HAYIR VE GÜZELLİKLER 4


FELSEFE GÖZLÜĞÜ VE İMAN GÖZLÜĞÜ İLE BAKIŞ FARKLARI 5


İMAN VE KÜFÜR NAZARIYLA DÜNYA. 7


HASTALIK VE SAİR BEŞERİ MUSİBETLERDEKİ HİKMETLER 8


MUSİBETLERLE İNSANIN TEKAMÜLÜ.. 9


CESARETİN DE KAYNAĞI İMANDIR.. 10


AZGIN DİN DÜŞMANLARINA İNEN İLAHİ GAZAB 11


AZGIN İNKARCILAR KAİNATI HİDDETE GETİRİYOR 11


DİNE HÜCUM EDEN AZGINLAR HAKKINDA BİR AYET 13


AZGIN VE SEFİHLERE MUSALLAT EDİLEN DABBET-ÜL ARZ 13


MUSİBETLERİN GELMESİNDE MÜ’MİNLERİN HATALARININ PAYI 14


İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA İLAHÎ CEZA NOKTASI 15


RUSYA’YA İNEN SEMAVÎ TAŞLAR.. 16


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAKİ MAĞLUBİYETİMİZİN MANEVÎ SEBEBLERİ 17


AZGIN VE DİNSİZ AVRUPA ZALİMLERİNE GELEN MUSİBETLER 18


“Ondördüncü Sözün Zeyli 19


ZELZELELER VE DİĞER HADİSELER TESADÜFİ DEĞİLDİR 22


KUR’AN HAKİKATLARINA YAPILAN HÜCUMLAR MUSİBET VE BELAYI CELBEDER 24


ZINDIKLARIN NUR’A HÜCUMU ZELZELEYE SEBEBİYET VERİR 26


MUSİBETLERİN MÜ’MİNLERE GELMESİNDEKİ BİR HİKMET 27


DOSTLARIN HATALARI İLAHÎ TOKADA MÜSTEHAK EDER 28


DECCALİYETİN YAYDIĞI SEFAHET VE GÜNAHLAR 30


KU’RAN VE HADİSTE, AZGIN ZALİMLERE GELEN CEZALAR 32


SONSÖZ. 35


Netice: 35




GİRİŞ
Her şeyde olduğu gibi zelzele, hastalık, sel felaketi, savaşlar, yangınlar gibi her türlü musibetler için dahi en önemli husus, nokta-i nazardır. Yani bakış tarzı, yani isabetli değerlendirmedir.


Evet, beşer aleminde, biri ilâhî, diğeri beşerî olarak iki nokta-i nazar vardır. İlahî nokta-i nazar: Allah’ın (c.c.) yarattığı varlıklar ve hadiseleri, O’nun takip ettiği maksad ve hikmetleri nazara alarak değerlendirmektir. Bilhassa esma-i İlahiyeye ve ahiretteki sonsuz hayata bakan gayelere göre düşünmek, yani Kur’an’dan alınan ilim ve iman nazarıyla bakmak, is abetli ve selametli tek yoldur.

Aşure Günü Hakkında Bilgiler

Aşura gecesinin önemi ve anlamı, Aşure, Aşure gecesi duaları, Aşure gecesi fazileti, aşure gecesi namazı, Aşure gecesi namazları, aşure gecesi ne okunur, aşure gecesi ne yapılır, Aşure gecesi zikirleri, Aşure gecesinde yapılacaklar, Aşure günü duaları, aşure günü ibadetleri, Aşure günü namazları, Aşure gününde yapılması gerekenler,Aşure Tatlısı,Aşure Günü Olan olaylar Aşure Günü olacak olan olaylar
Aşure Günü Ve Hz. Hüseyin

Aşure Günü

Aşure, orijinali "Aşura", Arapça’da 10 manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Türkçe'ye ise Arapça'dan geçmiştir. Sözcüğün Sâmî diller arasında ortak bir sözcük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır
 Hüseyin ibn Ali ve beraberindeki 72 müslüman hicri 61. senesinin Muharrem ayının onuncu gününde (10 Aralık 680) Yezid'in emriyle günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra öldürüldükleri için o güne “Aşura Günü“ denilmiştir.





Hazreti Muhammed (s.a.v.) bu günde oruç tutmayı tavsiye etmiştir. Ayrıca Musevilerin de bu günü oruçla geçirdikleri için, Aşure gününden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutmayı önermiştir.


Şii İnancında Aşura Günü

12/09/2010

haricilik nedir

HÂRICÎLIK (HÂRICIYE, HAVÂRIC)


Hz. Ali döneminde ortaya çikan siyasî ve itikadî mezhep. Mezhebe Hârici"lik adinin verIlmesi konusunda çok çesitli yorumlar yapilir. Mezhepler tarihçilerince en çok kabul gören yoruma göre, mezhep üyeleri, ümmetin basindaki hak Imam olan Hz. Ali'ye karsi çikarak itâattan ayrildiklari için Havâric (Hâriciler) olarak anIlmis, mezheblerine de Hâricilik adi verIlmistir. Kendi ifadelerine göre ise, Allah yolunda huruc etmelerinden dolayi hâricîler adini almislardir.


Hâricîler baska adlar ve lâkablarla da anIlmis, taninmislardir. Sözgelimi Hz. Ali'nin ordusundan ayrildiklarinda Ilk toplandiklari yer olan Harûra'nin adina izafetle Harûrîler (Harûrîye); Allah'tan baska kimsenin hüküm verme yetkisine sahip olmadigi gerekçesiyle hakem olayina karsi çiktiklari için el-Muhakkime adiyla anIlmislardir. Kendilerinin ençok hoslanarak kullandiklari isim ise Sürât'tir. Satin alici anlamindaki Sârî'nin çogulu olan Sürât'i kendini Allah'a verenler, satanlar anlaminda kullaniyorlardi. Hâricîler iman sorununa yanlis bir usulle yaklasarak bu konuda kimlerin kâfir oldugunu tartistilar. Hakem olayinda hakemlik yapanlari ve taraflarini kafir ilan ettiler. Cemel Vak'asi'na karIsanlari ve taraftarlarini lânetlediler. Adâletsiz hükümdara karsi isyani bütün mü'minlere fari kabul ettiler. Büyük günâhlar isleyen (mürtekîbü'l-kebâir) herkesi kâfir ilân ettiler (el-Bagdâdî, el-Fark beyne'l-Firâk, s. 55).


Hâricîler, Hz. Ali ile Sam valisi Muâviye arasinda yapilan Siffin savasinda, sorunun çözümü için taraflarin birer hakem

cemel vakası ne zaman olmuştur

CEMEL VAK'ASI


36/656 tarihinde dördüncü halife emirü'l-Müminin Hz. Ali ile Hz. Âise taraftarlari arasinda Basra dolaylarinda meydana gelen çatisma.


Üçüncü Rasid halife Hz. Osman (r.a.)'in sehit edilmesinden sonra üç-bes gün anarsi hüküm sürdü. Hz. Osman'i sehit eden âsiler ortama hâkimdiler. Bunlar bir an önce, Hz. Osman'in yerine birini hilâfete getirmek istiyorlardi. Fakat kime müracaat ettilerse hep red cevabi aldilar. Hz. Ali de, kendisine geldikleri zaman onlari huzurundan uzaklastirmisti: Âsiler hayrete düsmüsler, ne yapacaklarini sasirmislardi. Devlet baskani tayin olunmadan dönecek olurlarsa ihtilafin çok daha fazla alevlenecegini biliyorlardi. Bunun üzerine Medine ahalisini toplayarak, onlara bir halife seçmelerini, aksi takdirde Hz. Ali, Talha, Zübeyr ve daha baska kimseleri de öldüreceklerini söyleyerek, onlara bir gün mühlet verdiler. Bunun üzerine Medine halki Hz. Ali'ye müracaat edip, ona bey'at etmek istediklerini bildirdiler. Hz. Ali, Muhâcirler'le Ensâr'in bu teklifini reddetmek istediyse de devamli israrlar karsisinda bunu kabul etmek zorunda kaldi. Neticede Hz. Ali'ye bey'at edildi ve âsiler Hz. Talha ile Hz. Zübeyr'i de getirterek onlarin da Hz. Ali'ye bey'at etmelerini sagla

hasimiler kimlere denir

HASÎMÎLER

Peygamberimizin atasi Abdülmenaf'in oglu Hâsim'in soyundan gelenlere verilen isim.


Hâsim ticaretle ugrasan zengin ve cömert biriydi. Asil adi Amr'dir. Rivayete göre, bir kitlik yilinda Filistin'e giderek oradan un satinalmis ve Mekke'ye getirerek ekmek yaptirmis, kestirdigi hayvanlarin et suyuna ekmek dagitarak tirid ikraminda bulunmustur. Bu nedenle Arapça'da kirmak anlamina gelen (heseme) fiilinden müstak olan Hâsîm adi verIlmistir (Ebu Ca 'fer Muhammed b. Cerîr et-Taberi, "Tarîhü'r-Rusül ve'l-Millûk" nsr. Anneles III,1088; Ibnu HIsam, "es-Sîretil'n-Nebeviyye, I, 107).


Taberi'ye göre; Hâsim, Rûm ve Gassân hükümdarlarindan Kureys için dokunulmazlik hakki saglamis, Sam'a yaz seferleri, Yemen'e de kis seferlerini O ihdas etmis bilahere bu, bir âdet haline gelmistir. Yine Taberî'nin rivayetine göre Hasîm bir seferinde Medine'ye ugramis, Amr b. Zeyd'e misâfir olmus, Amr'in kizi Selma'yi görüp onunla evlenmek Iste

12/05/2010

ruhu azrail nasıl alır

Nihat Hatipoğlu




Hz. Azrail, Ruhu Nasıl Alır..?




ruhu sadece azrail mi alır




azrailin yardımcıları varmıdır
Nihat Hatipoğlu

azrail ölecek olana gözükürmü

ölecek olan azraili görürmü

Hz. Azrail Ölen insanlara Nasıl Gözükür?

ölü terlermi Ölü Neden Terler..?

Nihat Hatipoğlu ile sohbet


ölü terlermi


Ölü Neden Terler..?

Ruh, Ne Zaman Vücuda Geri Döner..?

Ruh, Ne Zaman Vücuda Geri Döner..?

ruh vücuda geri dönermi

Nihat Hatipoğlu hocanın anlatımıyla
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...